31 Temmuz 2026 tarihli ve 33326 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren YARGININ ETKİN VE VERİMLİ İŞLEMESİNE YÖNELİK BAZI KANUNLARDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR KANUN (12. Yargı Paketi), Türk yargı teşkilatında makul sürede yargılanma hakkının tecellisi, hak kayıplarının önlenmesi ve adalet mekanizmasının işleyişindeki kilitlenme noktalarının çözülmesi amacıyla hayata geçirilmiştir.
Kanun koyucunun bu düzenlemedeki temel amacı; yargılama süreçlerindeki tıkanıklıkları gidermek, ceza adalet sisteminde caydırıcılık ile onarıcı adalet ilkelerini dengeli bir biçimde tesis etmek ve değişen sosyo-ekonomik koşullar ile teknolojik gelişmelerin doğurduğu hukuki ihtiyaçlara süratle cevap verebilmektir. Bu doğrultuda yürürlüğe giren hükümler, ilke olarak yayımı tarihi olan 31 Temmuz 2026 itibarıyla derhal uygulanma niteliğini haizdir.
a) 3 üncü maddesi 23/7/2026 tarihinden itibaren geçerli olmak üzere yayımı tarihinde,
b) 11 inci, 12 nci ve 22 nci maddeleri yayımı tarihinden itibaren üç ay sonra,
c) Diğer maddeleri yayımı tarihinde,
yürürlüğe girer
7589 Sayılı Kanun, tek bir kanun metni üzerinde değişiklik yapmakla yetinmeyip, Türk ceza adalet sisteminden özel hukuk yargılamasına kadar mevzuatı etkileyen “torba kanun” tekniğiyle kaleme alınmıştır. Düzenleme kapsamında;
- Türk Ceza Kanunu ve Ceza Muhakemesi Kanunu bünyesinde HAGB denetimi, hesap kullanım suçları, kaçak sanık rejimi ve koruma tedbirleri,
- İcra ve İflas Mevzuatı nezdinde elektronik satış usulleri ve ihalelerin sonuçları,
- Hukuk Muhakemeleri Kanunu dahilinde dava türleri, duruşma süreleri, parasal sınırlar ve kanun yolları,
- Alternatif uyuşmazlık çözüm yolları,
yeniden tanzim edilmiş; böylelikle hem maddi hem de usul hukuku bakımından yenilikçi bir hukuki zemin hedeflenmiştir.
CEZA VE CEZA MUHAKEMESİ HUKUKUNDAKİ TEMEL DÜZENLEMELER
HAGB Kararlarına Karşı İstinaf ve Temyiz Kanun Yolunun Açılması
Hükmün Açıklanmasının Geri Bırakılması (HAGB) müessesesinin hukuki denetiminde tarihi bir dönüşüm gerçekleşmiştir:
HAGB kararlarına karşı istinaf yolu, verilen istinaf kararlarına karşı ise kanuni şartların bulunması halinde temyiz yolu açılmıştır. Böylelikle HAGB kararları bakımından itiraz merciinin ötesinde çift dereceli üst mahkeme denetimi güvenceye alınmıştır.
“(5) Sanığa yüklenen suçtan dolayı yapılan yargılama sonunda hükmolunan ceza, iki yıl veya daha az süreli hapis veya adlî para cezası ise; mahkemece, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilebilir. Uzlaşmaya ilişkin hükümler saklıdır. Hükmün açıklanmasının geri bırakılması, müsadereye ilişkin hükümler hariç, kurulan hükmün sanık hakkında bir hukukî sonuç doğurmamasını ifade eder.
(6) Hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilebilmesi için;
a) Sanığın daha önce kasıtlı bir suçtan mahkûm olmamış bulunması,
b) Mahkemece, sanığın kişilik özellikleri ile duruşmadaki tutum ve davranışları göz önünde bulundurularak yeniden suç işlemeyeceği hususunda kanaate varılması,
c) Suçun işlenmesiyle mağdurun veya kamunun uğradığı zararın; aynen iade, suçtan önceki hâle getirme veya tazmin suretiyle tamamen giderilmesi,
gerekir.
(7) Açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilen hükümde, mahkûm olunan hapis cezası ertelenemez ve kısa süreli olması hâlinde seçenek yaptırımlara çevrilemez.
(8) Hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının verilmesi hâlinde sanık, beş yıl süreyle denetim süresine tâbi tutulur. Denetim süresi içinde, kişi hakkında kasıtlı bir suç nedeniyle bir daha hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilemez. Bu süre içinde bir yıldan fazla olmamak üzere mahkemenin belirleyeceği süreyle, sanığın denetimli serbestlik tedbiri olarak;
a) Bir meslek veya sanat sahibi olmaması hâlinde, meslek veya sanat sahibi olmasını sağlamak amacıyla bir eğitim programına devam etmesine,
b) Bir meslek veya sanat sahibi olması hâlinde, bir kamu kurumunda veya özel olarak aynı meslek veya sanatı icra eden bir başkasının gözetimi altında ücret karşılığında çalıştırılmasına,
c) Belli yerlere gitmekten yasaklanmasına, belli yerlere devam etmek hususunda yükümlü kılınmasına ya da takdir edilecek başka yükümlülüğü yerine getirmesine,
karar verilebilir. Denetim süresi içinde dava zamanaşımı durur.
(9) Altıncı fıkranın (c) bendinde belirtilen koşulu derhal yerine getiremediği takdirde; sanık hakkında mağdura veya kamuya verdiği zararı denetim süresince aylık taksitler hâlinde ödemek suretiyle tamamen gidermesi koşuluyla da hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı verilebilir.
(10) Denetim süresi içinde kasten yeni bir suç işlenmediği ve denetimli serbestlik tedbirine ilişkin yükümlülüklere uygun davranıldığı takdirde, açıklanması geri bırakılan hüküm ortadan kaldırılarak, davanın düşmesi kararı verilir.
(11) Denetim süresi içinde kasten yeni bir suç işlemesi veya denetimli serbestlik tedbirine ilişkin yükümlülüklere aykırı davranması hâlinde, mahkeme hükmü açıklar. Ancak mahkeme, kendisine yüklenen yükümlülükleri yerine getiremeyen sanığın durumunu değerlendirerek; cezanın yarısına kadar belirleyeceği bir kısmının infaz edilmemesine ya da koşullarının varlığı hâlinde hükümdeki hapis cezasının ertelenmesine veya seçenek yaptırımlara çevrilmesine karar vererek yeni bir mahkûmiyet hükmü kurabilir. Açıklanan veya yeni kurulan hükme itiraz edilebilir. İtiraz mercii ancak bu fıkradaki koşullarla sınırlı olarak bir değerlendirme yapabilir.
(12) 272 nci maddenin üçüncü fıkrası hükümleri saklı kalmak üzere, hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararına karşı istinaf yoluna başvurulabilir. Bölge adliye mahkemesi tarafından verilen kararlar hakkında 286 ncı madde hükümleri uygulanır. 272 nci maddenin üçüncü fıkrası hükümleri saklı kalmak üzere, hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının ilk derece mahkemesi sıfatıyla bölge adliye mahkemesi veya Yargıtay tarafından verilmesi hâlinde temyiz yoluna gidilebilir. İstinaf ve temyiz yolunda karar ve hüküm, usul ve esasa ilişkin hukuka aykırılıklar yönünden incelenir.
(13) Hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı, bunlara mahsus bir sisteme kaydedilir. Bu kayıtlar, ancak bir soruşturma veya kovuşturmayla bağlantılı olarak Cumhuriyet savcısı, hâkim veya mahkeme tarafından istenmesi hâlinde, bu maddede belirtilen amaç için kullanılabilir.
(14) Bu maddenin hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ilişkin hükümleri, işkence ve eziyet suçları ile kamu görevlisinin görevi sebebiyle işlediği ve Anayasanın 17 nci maddesi kapsamında kötü muamele kabul edilebilecek suçlar hakkında uygulanmaz.”
2. IBAN, Banka Kartı ve Kripto Varlık Hesaplarının Kullanımında Ceza İndirimi
Bilişim ve finans alanında işlenen suçlarda faillik ile hesap kullanıcılığı arasındaki ayrım netleştirilmiştir:
IBAN, banka kartı ve kripto varlık hesaplarının suçta kullanılması fiilinin yalnızca “hesap kullanıcılığı” ile sınırlı kalması hâlinde, verilecek cezada yarı oranında indirim öngörülmüştür. Bu düzenleme, organize yapılara bilmeden veya yüzeysel olarak hesabını kullandıran bireyler bakımından orantılı yaptırım imkanı sağlamaktadır.
“(4) Bu madde ile 157 nci maddede yer alan suçlara iştirakin, kendisine veya başkasına haksız bir menfaat sağlamak amacıyla kendisine veya başkasına ait banka veya kredi kartı gibi ödeme araçlarını ya da banka, aracı kurum, ödeme hizmeti sağlayıcıları veya kripto varlık hizmet sağlayıcıları nezdinde bulunan hesabın kullanılmasını sağlayan zorunlu bilgileri veya araçları başkasına vermek fiiliyle sınırlı olması halinde verilecek ceza yarı oranında indirilir.”
3. Kaçak Sanık Yargılaması ve Yargıtay C. Başsavcısı İtiraz Yetkisi
Kaçak Sanık Hükmü: Kaçak sanıklar hakkında mahkûmiyet kararı verilebilmesinin usul ve şartları yeniden düzenlenmiş, gıyapta yargılama ilkelerine güvenceler eklenmiştir.
İtiraz Yetkisinin Genişlemesi: Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısının, Ceza Genel Kuruluna itiraz etme yetkisinin kapsamı genişletilerek içtihat birliği ve hukuki denetim imkânları güçlendirilmiştir.
“(3) Kaçak sanık hakkında kovuşturma yapılabilir. Ancak, daha önce sorgusu yapılmamış ise, mahkûmiyet ve ceza verilmesine yer olmadığı kararı verilemez. Güvenlik tedbirine karar verilmesi halinde kaçak sanık veya müdafii, savunma hakkının kullanılmak istendiğini belirterek yargılamanın yenilenmesini talep edebilir.”
“(1) Yargıtay ceza dairelerinin yargı yeri belirlenmesi ve görevsizlik kararları hariç olmak üzere tüm kararlarına karşı Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı, re’sen veya istem üzerine, dosyanın kendisine teslim edildiği tarihten itibaren üç ay içinde Ceza Genel Kuruluna itiraz edebilir. Sanığın lehine itirazda süre aranmaz.”
“(4) İstem, sanık veya sanık adına kanun yoluna başvurma hakkı olanlar ile katılan, katılma isteği karara bağlanmamış ya da katılan sıfatını alabilecek surette suçtan zarar görmüş bulunanlar tarafından yapılır.”
HUKUK MUHAKEMELERİ KANUNU VE USULİ YENİLİKLER
Belirsiz Alacak Davasının (HMK m. 107) Kaldırılması ve Kısmi Davada Talep Artırımı
12. Yargı Paketi ile getirilen en radikal usul yeniliklerinden biri, HMK m. 107 uyarınca açılan Belirsiz Alacak Davası müessesesinin yürürlükten kaldırılmasıdır.
Talep Artırımı Serbestisi: Belirsiz alacak davasının ilga edilmesine paralel olarak, kısmi davalarda hak kayıplarının önüne geçilmesi amaçlanmıştır. Buna göre; kısmi davalarda tahkikat bitinceye kadar, iddianın genişletilmesi yasağına tabi olmaksızın ve ıslah şartı aranmaksızın talep artırımı yapılabilecektir.
12/1/2011 tarihli ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 107 nci maddesi yürürlükten kaldırılmıştır.
“(4) Alacağın sadece bir kısmının dava edildiği durumlarda talep konusu, aynı davada bir defaya mahsus olmak üzere iddianın genişletilmesi yasağına tabi olmaksızın tahkikatın sona ermesine kadar artırılabilir. Bu durumda zamanaşımı, artırılan kısım bakımından da dava tarihinden itibaren kesilmiş sayılır.”
Duruşma Aralarındaki Süre Sınırı
Yargılamaların makul sürede tamamlanması ilkesini pekiştirmek amacıyla, mahkemelerin duruşma günleri arasındaki süreye ilişkin emredici bir sınır getirilmiştir:
Duruşmalar arasındaki süre, zorunlu hâller dışında 3 ayı geçemeyecektir. Böylelikle uzayan yargılama süreçlerinin ve gereksiz ertelemelerin önüne geçilmesi hedeflenmiştir.
“(3) Duruşmalar arasındaki süre üç aydan daha uzun olamaz. İşin niteliği gereği bilirkişi incelemesinin uzaması veya istinabe yoluyla tahkikat işlemlerinin yürütülmesi gibi zorunlu hâllerde, hâkim gerekçesini belirterek daha uzun bir süre belirleyebilir.”
3. Destekten Yoksun Kalma Tazminatı ve Kanuni Faiz Oranları
Destekten Yoksun Kalma Tazminatı: Miktar hesaplaması ve taleple bağlılık ilkesi çerçevesinde yasal düzenlemeler yapılmış; aktüerya hesaplamalarında yeknesaklık ve hakkaniyete uygun net ölçütler tesis edilmiştir.
Kanuni Faiz Oranları: Yasal faiz ve kanuni faiz oranları güncel ekonomik koşullar dikkate alınarak yeniden belirlenmiş, borçlu ve alacaklı arasındaki denge korunmuştur.
Dava şartı olan gider avansının yatırılması ve eksikliklerin tamamlanması sürecinde katı usul kuralları esnetilmiş; tebligat giderleri ile bilirkişi/keşif avanslarının yatırılmasına ilişkin taraflara pratik kolaylıklar sağlanmıştır.
“Çalışma gücünün azalmasından ya da yitirilmesinden doğan kayıplar ile ölenin desteğinden yoksun kalan kişilerin bu sebeple uğradıkları kayıplar nedeniyle, zarar görenin veya destekte bulunan kişinin kazancının bilindiği döneme ilişkin hesaplanan tazminat miktarının toplamına haksız fiil veya zarar doğuran olayın meydana geldiği tarihten; zarar görenin veya destekte bulunan kişinin kazancının bilinemediği döneme ilişkin hesaplanan tazminat miktarının toplamına ise karar tarihinden itibaren kanuni faiz işletilir.
Çalışma gücünün azalmasından ya da yitirilmesinden doğan kayıplar ile ölenin desteğinden yoksun kalan kişilerin bu sebeple uğradıkları kayıplara bağlı tazminatlar için ifa amacıyla tahkikat başlayıncaya kadar ödenen bedel, ödeme tarihine göre belirlenecek tazminat miktarından oransal olarak mahsup edilir.”
4. Yargılama Harç ve Giderleri ile Gider Avansı Kolaylıkları
Usul ekonomisi ilkesinin somutlaşmış bir yansıması olarak dava açılışı ve yargılama sürecindeki masraf kalemlerinde düzenlemelere gidilmiştir:
Dava şartı olan gider avansının yatırılması ve eksikliklerin tamamlanması sürecinde katı usul kuralları esnetilmiş; tebligat giderleri ile bilirkişi/keşif avanslarının yatırılmasına ilişkin taraflara pratik kolaylıklar sağlanmıştır.
DİJİTAL YARGI SİSTEMLERİNDE İYİLEŞTİRMELER
SEGBİS / e-Duruşma ve Dijital Vekâlet İşlemleri
SEGBİS ve e-Duruşma: Uzaktan katılıma ilişkin usul ve esaslar yeniden düzenlenerek sesli ve görüntülü duruşma katılımının kapsamı genişletilmiştir.
“(4) Ses ve görüntü nakledilmesi yoluyla bulundukları yerden duruşmaya katılmasına karar verilenler hakkında, 154 üncü maddenin üçüncü fıkrasının (ç) bendinde belirtilen ikrar, yeminin edası, davanın geri alınmasına muvafakat, davadan feragat, davayı kabul ile sulh olma hâlleri hariç olmak üzere, elle atılan imzaya ilişkin hükümler uygulanmaz.”
2. Kurumsal Yenilikler ve Diğer Düzenlemeler
Noterlik işlemleri, Adli Tıp Kurumu, Hâkim-Savcı Yardımcılığı müessesesi, bilirkişiliğe başvuru esasları ve Elektronik Satış Portalı entegrasyonlarına dair yürütmeyi hızlandırıcı idari ve usuli değişiklikler kanunda yer bulmuştur.
İSTİNAF/TEMYİZ REJİMİ VE İCRA-İFLAS HUKUKU DEĞİŞİKLİKLERİ
Bölge Adliye Mahkemesi (BAM) Kararlarında Temyiz Sınırlaması
İstinaf ve temyiz sisteminde görev, yetki ve parasal sınırlar yeniden düzenlenirken, üst mahkeme incelemesine kritik bir kısıtlama getirilmiştir:
Bölge Adliye Mahkemesinin ilk derece mahkemesi kararını kaldırarak yeniden esas hakkında verdiği kararlarda; sadece vekâlet ücreti ve yargılama giderlerine ilişkin uyuşmazlıklarda temyiz yolu kapatılmıştır.
Ayrıca kararların temyiz edilebilirliği bakımından yeni parasal değerlendirme ölçütleri yürürlüğe girmiştir.
“(3) Bölge adliye mahkemesinin yaptığı inceleme sonucunda istinaf başvurusunun kısmen veya tamamen kabul edilerek yeniden esas hakkında verilen kararın kabul edilen ya da reddedilen kısmının, miktar veya değeri itibarıyla 341 inci maddenin ikinci fıkrasında düzenlenen parasal sınırın üzerinde olması halinde temyiz edilebilir. Şu kadar ki;
a) Miktar veya değeri itibarıyla birinci fıkrada belirtilen temyiz sınırının altında kalan bölge adliye mahkemesinin yeniden esas hakkında verdiği karar ile ilk derece mahkemesi kararı arasındaki farkın, miktar veya değeri itibarıyla 341 inci maddenin ikinci fıkrasında belirtilen parasal sınırı geçmemesi halinde bu karara karşı temyiz yoluna başvurulamaz.
b) Miktar veya değeri itibarıyla birinci fıkrada belirtilen temyiz sınırının altında kalan bölge adliye mahkemesinin yeniden esas hakkında verdiği kararın, sadece yargılama gideri veya vekâlet ücretine ilişkin olması halinde bu karara karşı temyiz yoluna başvurulamaz.”
2. İcra ve Ortaklığın Giderilmesi Satışlarında Elektronik Satış (E-Satış)
İcra takiplerinde ve ortaklığın giderilmesi (izale-i şuyu) davalarında taşınır ve taşınmaz satış prosedürleri baştan sona güncellenmiştir:
Elektronik satış sistemi, teminat yatırma usulleri, ihale bedelinin ödenmesi, paydaşlara satış önceliği/yöntemleri ve ihalenin sonuçlarına ilişkin usul kurallarında esaslı değişiklikler yapılmıştır.
“Tüm maliklerin miras yoluyla edindikleri ve mirasçılar dışında üçüncü kişilerin mülkiyet hakkının bulunmadığı taşınmazlar bakımından ortaklığın satış suretiyle giderilmesine karar verilmesi hâlinde yapılacak açık artırmalarda birinci artırma sadece malik olan mirasçılar arasında yapılır. Sadece malik olan mirasçılar arasında yapılacak bu artırma usulü bir defaya mahsus olmak üzere uygulanır.”
“6. Satış talep eden ve artırmaya katılmak isteyen alacaklının, en geç artırma süresinin bitiminden önceki iş günü mesai bitimine kadar satışı yapan icra dairesine müracaat etmesi hâlinde alacağın teminatı karşıladığı miktar kadar kendisinden teminat alınmayacağı, açık artırmalarda Hazinenin teminat göstermekten muaf olduğu.”
“8. Elektronik satış portalında verilecek tekliflerin haczedilen malın muhammen kıymetinin yüzde ellisi, ortaklığın satış suretiyle giderilmesinde birinci artırmanın sadece malik olan mirasçılar arasında yapıldığı durumlarda muhammen kıymetin yüzde yüzü, ikinci artırmada ise muhammen kıymetin yüzde ellisi ile o malla güvence altına alınan ve satış isteyenin alacağına rüçhanı olan alacakların toplamından hangisi fazla ise bu miktarı ve ayrıca bu miktara ilave olarak paraya çevirme ve paylaştırma masraflarını geçmesi gerektiği.
9. İhale alıcısının en yüksek teklifi verip de süresi içinde ihale bedelini yatırmaması hâlinde, alınan teminatın iade edilmeyip öncelikle satış masraflarından mahsup edileceği, kalan miktarın icra dosyaları bakımından alacaklarına mahsuben hak sahiplerine ödeneceği; süresi içinde ihale bedelini yatırmayan ihale alıcısının satış isteyen alacaklı olması durumunda, muhammen bedelin yüzde onunun kendi alacağından mahsup edileceği ve bu satış için yapılan masrafın kendisi üzerinde bırakılarak borçluya yüklenmeyeceği; ortaklığın satış suretiyle giderilmesinde en yüksek teklifi verip de ihale bedelini süresi içinde yatırmayan ihale alıcısından alınan teminatın kendisine iade edilmeyerek satış masrafları mahsup edildikten sonra paydaşlara payları oranında ödeneceği, süresi içinde ihale bedelini yatırmayanın paydaş olması durumunda ise alınan teminatın tamamının diğer pay sahiplerine payları oranında ödeneceği; ayrıca en yüksek teklifi verip de süresi içinde ihale bedelini yatırmayan ihale alıcısına, teklif ettiği bedelin yüzde beşi oranında satışı yapan icra dairesince veya satış memurunca idari para cezası verileceği, verilen bu cezanın 6183 sayılı Kanun hükümleri uyarınca tahsili için tahsil dairesine bildirileceği.”
ZAMAN BAKIMINDAN UYGULAMA
Derdest Davaların Durumu
Usul kanunlarının derhal uygulanması ilkesi uyarınca, 31 Temmuz 2026 tarihi itibarıyla yürütülmekte olan dava ve takiplerde yeni usul hükümleri kural olarak geçerli olacaktır. Tamamlanmış işlemler kazanılmış hak teşkil etmekle birlikte; henüz tamamlanmamış kanun yolu başvuruları, talep artırımları ve duruşma günleri yeni mevzuata tabi olacaktır.
YARGININ ETKİN VE VERİMLİ İŞLEMESİNE YÖNELİK BAZI KANUNLARDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR KANUN
7589 Sayılı Kanun ile getirilen düzenlemeler; belirsiz alacak davalarının kaldırılması, kısmi davada talep artırımı usulü, HAGB kararlarına karşı istinaf/temyiz yolları, duruşma aralarındaki 3 aylık sınır ve e-satış süreçleri gibi doğrudan dava kaderini etkileyen köklü yenilikler içermektedir.
