NİTELİKLİ DOLANDIRICILIK SUÇU YÖNÜNDEN SANIĞIN MAĞDURUN KARDEŞİ OLMASI VE AYNI KONUTTA BERABER YAŞAMAMALARI NEDENİYLE 5237 SAYILI TÜRK CEZA KANUNU’NUN 167/2. MADDESİ GEREĞİ SUÇUN ŞİKAYETE TABİ OLDUĞU, ŞİKAYETİN VARLIĞI HALİNDE DAHİ İNDİRİM YAPILMASI GEREKTİĞİ VE 5271 SAYILI CEZA MUHAKEMESİ KANUNU’NUN 253 VE 254. MADDELERİ GEREĞİNCE UZLAŞMA KAPSAMINA GİRDİĞİ GÖZETİLMELİDİR.
T. C.
Y A R G I T A Y
1 1 . C E Z A D A İ R E S İ
Esas No : 2021/28540
Karar No : 2024/14142
Yapılan ön inceleme neticesinde; sanıklar hakkında bozma üzerine kurulan hükümlerin temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenlerin hükümleri temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, temyiz isteklerinin süresinde olduğu, temyiz isteklerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
Mağdur Sabri Redeb’nın 2006 yılında geçirmiş olduğu iş kazası nedeniyle duyma,anlama ve konuşma yeteneğini yitirdiği bu durumu abisi olan sanık Barlas’ın bilmesine rağmen diğer sanık Galip Tolga ile birlikte 01.06.2009 tarihinde sanık Zafer Çıdra’nun başkatip olarak çalıştığı Bakırköy 15. Noterliğine gittikleri, burada mağdur Sabri Redeb’nın *** plaka sayılı aracının satışına ilişkin sanık Galip Tolga Ucuyuk’ın da aralarında bulunduğu bir kısım şahıslara yetki veren vekaletnamenin düzenlenmesinin sağlandığı, bu şekilde sanıklar Galip Tolga ve Barlas Redeb’ın mağdur Sabri Redeb’nın algılama yeteneğinin zayıflığından faydalanmak suretiyle nitelikli dolandırıcılık ve kamu görevlisinin resmi belgede sahteciliği suçlarını işledikleri, sanık Zafer’ın üzerine atılı kamu görevlisinin resmi belgede sahteciliği suçunu işlediği iddia olunan olayda;
Müşteki Ayfer Redeb’nın ifadesinde, eşi olan mağdur Sabri’in suça konu aracı kullandığını, eşinin olay tarihi öncesinde aracını satmak için birkaç kez oto pazarına götürdüğünü beyan etmesi, mağdurun aracını satma iradesini ortaya koyması, ancak işitme ve konuşma probleminin bulunması nedeniyle aracının satışı için aynı binada oturan kardeşi olan sanık Barlas Redeb’dan yardım istemesinin hayatın olağan akışına uygun olması, mağdurun annesi Meltem Redeb ve kızkardeşi Yağmur Redeb’nın tanık sıfatıyla alınan ifadelerinde, aracın satımı karşılığında alınan 6.000 TL’nin mağdur Sabri tarafından kendilerine verildiğini ancak daha sonra Sabri’in istemesi nedeniyle geri verdiklerini beyan etmeleri, mağdur Sabri’in 16.12.2011 tarihinde talimat mahkemesince yazışarak alınan ifadesinde aracının satımına aracılık eden abisi sanık Barlas’tan şikâyetçi olmadığını, katılan olan eşinin de aracın satım değerini az bulduğu için abisinden şikayetçi olduğunu beyan etmesi ve soru cevap şeklinde yazılan şeyleri anladığının ve idrak ettiğinin mahkeme tarafından tespit edilmesi, aracın pazarlık sonucu piyasa fiyatına yakın fiyattan alınıp yaklşık 1 yıl sonra da satılmış olması karşısında, sanıkların atılı suçlar yönünden cezalandırılmalarına yeterli, kesin ve inandırıcı delil bulunmadığından beraatlerine hükmedilmesi gerekirken yazılı şekilde mahkumiyetlerine hükmedilmesi,
Kabule göre de;
1.Kamu görevlisinin resmi belgede sahteciliği suçu yönünden; somut olayda noter katibi olan sanık Zafer’ın işitme ve konuşma problemi olduğu 3. kişilerce rahatlıkla anlaşılabilen mağdur Sabri’in durumunu tespite yönelik hiçbir işlem yapmadan vekaletname düzenlemesi eyleminin görevi kötüye kullanma kapsamında değerlendirilmesi gerektiği ayrıca 5237 sayılı TCK’nin 40/2. maddesine göre, özgü suçlarda özel faillik niteliği taşıyan kişilerin fail olabileceği bu suçun işlenişine iştirak eden diğer kişilerin ise ancak azmettiren veya yardım eden olarak sorumlu tutulabileceği cihetle, kamu görevlisi olmayan sanıklar Galip Tolga Ucuyuk ve Barlas Redeb’ın sanık Zafer’ın görevi kötüye kullanma suçuna TCK’nin 40/2. maddesi anlamında azmettiren ya da yardım eden sıfatıyla iştiraklerinin bulunmaması ve sanıkların eylemlerinin, noter katibi olan sanığın eyleminden bağımsız TCK’nin 204/1 ve 204/3. maddelerinde düzenlenen kanunen sahteliği sabit oluncaya kadar geçerli belgede sahtecilik suçunu oluşturacağı,
2.Nitelikli dolandırıcılık suçu yönünden sanık Barlas’ın mağdur Efe’nın kardeşi olması nedeniyle aynı konutta beraber yaşamamaları nedeniyle TCK’nin 167/2 maddesin gereği suçun şikayete tabi olduğu ve sanık hakkında hükmolunan cezadan indirim yapılması gerektiği, aynı zamanda hükümden önce 02.12.2016 tarihinde 29906 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 6763 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun’un 34 üncü maddesi ile değişik 5271 sayılı Kanun’un 253 üncü maddesinin üçüncü fıkrasıda yer alan ”etkin pişmanlık hükümlerine yer verilen suçlar ile” ibaresinin madde metninden çıkarılması sebebiyle soruşturma ve kovuşturulması şikayete bağlı olan TCK’nin 167/2 maddesi delaletiyle 158/1-c maddesinde düzenlenen kişinin algılama yeteneğinin zayıflığından yararlanmak suretiyle dolandırıcılık suçunun da uzlaşma kapsamına alınması nedeniyle 6763 sayılı Kanun’un 35 inci maddesi ile değişik 5271 sayılı CMK’nin 254 üncü maddesi uyarınca aynı Kanun’un 253 üncü maddesinde belirtilen esas ve usûle göre uzlaştırma işlemleri yerine getirildikten sonra sonucuna göre sanık Barlas’ın hukuki durumunun değerlendirilmesi gerektiği gözetilmeden yazılı şekilde karar verilmesi,
Yasaya aykırı, sanıkların müdafilerinin ve sanık Zafer Çıdra’nun temyiz nedenleri bu itibarla yerinde görüldüğünden, 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nin 321. maddesi uyarınca hükümlerin Tebliğnameye uygun olarak oy birliğiyle BOZULMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
27.11.2024 tarihinde karar verildi.
