Çarşı ve mahalle bekçileri, kamu düzeninin ve güvenliğinin korunmasında genel kolluk kuvvetlerine yardımcı olan silahlı kolluk görevlileridir. Bekçilerin görev ve yetkileri, 7245 sayılı Çarşı ve Mahalle Bekçileri Kanunu ile düzenlenmiştir.
Bekçilerin kişileri ve araçları durdurması, kimlik sorması, belirli koşullarda kişi üzerinde dıştan kontrol yapması ve suçüstü hâllerinde yakalama ile delillerin muhafazasına yönelik tedbirler alması mümkündür. Bununla birlikte bu yetkiler, kanunda gösterilen amaç, koşul ve sınırlar içerisinde kullanılabilir.
Özellikle bekçilerin arama ile yoklama suretiyle dıştan kontrol arasındaki sınırı aşması, arama işleminin yetkili adli kolluk tarafından gerçekleştirilip gerçekleştirilmediği ve hukuka aykırı yöntemlerle elde edilen delillerin ceza yargılamasında kullanılıp kullanılamayacağı uygulamada önem taşımaktadır.
1. ÇARŞI VE MAHALLE BEKÇİLERİNİN HUKUKİ STATÜSÜ
7245 sayılı Çarşı ve Mahalle Bekçileri Kanunu’nun 2. maddesine göre çarşı ve mahalle bekçileri, genel kolluk kuvvetlerine yardımcı olmak üzere emniyet ve jandarma teşkilatları bünyesinde silahlı kolluk olarak istihdam edilmektedir.
Dolayısıyla bekçiler, tamamen yetkisiz kişiler olmayıp kanun tarafından kendilerine açıkça belirli önleyici, koruyucu ve adli görev ve yetkiler tanınmış kolluk görevlileridir. Ancak bu yetkiler, polis veya jandarmanın sahip olduğu bütün adli kolluk yetkilerinin bekçilere de kendiliğinden geçtiği anlamına gelmez.
7245 sayılı Kanun’un 8. maddesi bekçilere ayrıca belirli adli görev ve yetkiler tanımaktadır. Buna göre bekçiler, suç işlenirken veya işlendikten sonra henüz izleri meydanda iken şüphelileri yakalayabilir, yakaladıkları kişilerin kendilerine veya başkalarına zarar vermelerini engelleyici tedbirleri alabilir ve suç delillerinin kaybolmaması veya bozulmaması için gerekli muhafaza tedbirlerini alabilirler.
Bu nedenle “bekçiler hiçbir adli görev ve yetkiye sahip değildir” şeklindeki genel bir ifade hukuken doğru değildir. Doğru ifade, bekçilerin kanunda açıkça düzenlenen sınırlı adli görev ve yetkilere sahip olduğu; bunun dışında genel kolluğun bütün adli kolluk yetkilerini kullanamayacağı şeklindedir.
2. MEVZUATIN TARİHSEL GELİŞİMİ
14.07.1966 tarihli 772 sayılı Çarşı ve Mahalle Bekçileri Kanunu, 7245 sayılı Kanun’un yürürlüğe girmesiyle birlikte yürürlükten kaldırılmıştır.
7245 sayılı Kanun 11.06.2020 tarihinde kabul edilmiş ve 18.06.2020 tarihinde yürürlüğe girmiştir. Bu nedenle bekçilerin yetkileri değerlendirilirken öncelikle somut olayın suç tarihi belirlenmeli ve o tarihte yürürlükte bulunan mevzuat esas alınmalıdır.
772 sayılı Kanun döneminde bekçilerin bugünkü 7245 sayılı Kanun’un 7. maddesinde düzenlenen durdurma ve kimlik sorma yetkilerine veya 7/6’daki özel dıştan kontrol yetkisine sahip oldukları söylenemez.
Nitekim Yargıtay, 7245 sayılı Kanun yürürlüğe girmeden önceki döneme ilişkin çeşitli kararlarında bekçilerin durdurma ve arama yetkilerinin sınırlarını, suç tarihinde yürürlükte bulunan mevzuat çerçevesinde değerlendirmiştir.
Bu nedenle eski dönem olaylarında doğrudan güncel 7245 sayılı Kanun hükümlerinin uygulanması doğru değildir.
Yargıtay 10. Ceza Dairesinin E.2025/717, K.2026/977, T.03.02.2026 sayılı kararı, 7245 sayılı Kanun öncesindeki döneme ilişkin önemli bir örnektir.
Kararda suç tarihinde yürürlükte bulunan 772 sayılı Kanun bakımından bekçilerin durdurma ve arama yetkilerinin bulunup bulunmadığı değerlendirilmiş; suçun delili olarak elde edilen uyuşturucu maddenin hukuka uygun şekilde elde edilip edilmediği üzerinde durulmuştur.
Yargıtay, suç tarihinde bekçilerin sahip olmadığı bir yetkinin kullanılması suretiyle elde edilen delilin mahkûmiyete esas alınamayacağı sonucuna ulaşmış ve yerel mahkeme hükmünü kanun yararına bozmuştur.
Bu karar bakımından da önemli olan husus, olayın gerçekleştiği tarihte yürürlükte bulunan mevzuatın esas alınmasıdır.
7245 SAYILI KANUN VE ANAYASA MAHKEMESİ’NİN İPTAL KARARI
7245 sayılı Kanun’un 7. maddesi bekçilerin durdurma ve kimlik sorma yetkilerini düzenlemektedir.
Maddenin birinci fıkrasında bekçilerin görev bölgesi ve çalışma saatleriyle sınırlı olmak üzere kişileri ve araçları;
- bir suç veya kabahatin işlenmesini önlemek,
- suç işlendikten sonra kaçan faillerin yakalanmasını veya suç ve kabahat faillerinin kimliklerinin tespitini sağlamak,
- hakkında yakalama emri veya zorla getirme kararı bulunan kişileri tespit etmek,
- kişilerin hayatı, vücut bütünlüğü veya malvarlığı bakımından mevcut veya muhtemel bir tehlikeyi önlemek
amacıyla durdurabileceği düzenlenmiştir.
Maddenin ikinci fıkrasında ise durdurma yetkisinin kullanılabilmesi için makul bir sebebin bulunması gerektiği ve sürekli, fiilî durum veya keyfîlik oluşturacak şekilde durdurma yapılamayacağı belirtilmektedir.
AYM’nin E.2020/59, K.2023/53 Sayılı Kararı
Anayasa Mahkemesi 22.03.2023 tarihli, E.2020/59, K.2023/53 sayılı kararıyla 7245 sayılı Kanun’un çeşitli hükümlerini incelemiştir.
Bu karar bakımından özellikle önem taşıyan husus, 7. maddenin 6. fıkrasının ilk cümlesinin iptal edilmiş olmasıdır.
AYM, bekçilerin kişilerin üzerinde veya araçlarında silah ya da tehlikeli eşya bulunduğu yönündeki yeterli şüpheye dayanarak dıştan kontrol yapabilmesine ilişkin ilk düzenlemenin temel haklara müdahalenin sınırları bakımından yeterli kanuni çerçeveyi oluşturmadığı sonucuna ulaşmıştır.
İptal hükümlerinin, kararın Resmî Gazete’de yayımlanmasından itibaren dokuz ay sonra yürürlüğe girmesine karar verilmiştir. Karar 01.06.2023 tarihli Resmî Gazete’de yayımlandığından, iptal hükmü 01.03.2024 tarihinde yürürlüğe girmiştir.
Burada önemli bir ayrım bulunmaktadır:
AYM, bekçilerin durdurma yetkisini veya 7. maddenin tamamını iptal etmemiştir.
Dolayısıyla “AYM bekçilerin durdurma yetkisini kaldırdı” şeklindeki bir ifade hukuken doğru değildir.
7533 SAYILI KANUN İLE 7/6. MADDENİN YENİDEN DÜZENLENMESİ
AYM’nin iptal kararının yürürlüğe girmesinin ardından 7245 sayılı Kanun’un 7/6. maddesi yeniden düzenlenmiştir.
Değişiklik, 21.11.2024 tarihli ve 7533 sayılı Kanun ile yapılmış ve düzenleme 30.11.2024 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girmiştir.
Güncel 7/6 hükmü şöyledir:
“Çarşı ve mahalle bekçisi durdurduğu kişi üzerinde veya aracında silah ya da kendisinin veya başkasının yaşamını tehlikeye sokabilecek bir eşyanın bulunduğu hususunda yeterli şüphenin varlığı hâlinde, kendisine veya başkasına zarar verilmesini önlemek amacıyla kişiler üzerinde yoklama suretiyle el ile dıştan kontrol yapabilir. Araçlarda ise aracın dışarıdan bakıldığında içerisi görünen bölümlerini kontrol edebilir. Bu amaçla üst ve araç araması yapılamaz, kişinin üzerindeki elbisenin çıkarılması veya aracın, dışarıdan bakıldığında içerisi görünmeyen bölümlerinin açılması istenemez.”
Bu düzenleme, bekçilerin yetkileri bakımından son derece önemlidir.
Çünkü kanun açıkça;
“yoklama suretiyle el ile dıştan kontrol”
ile
“üst ve araç araması”
arasında ayrım yapmıştır.
3. BEKÇİNİN GÜNCEL OLARAK YAPABİLECEĞİ İŞLEMLER
1. Durdurma
Bekçiler, 7245 sayılı Kanun’un 7. maddesinde belirtilen amaçlardan birinin bulunması ve durdurma bakımından makul bir sebebin mevcut olması hâlinde kişileri veya araçları durdurabilir.
Durdurma işlemi sürekli, fiilî durum veya keyfîlik oluşturacak şekilde yapılamaz.
Durdurma süresi de işlemin amacı için gerekli makul süreyi aşamaz. Durdurma sebebi ortadan kalktığında kişinin veya aracın ayrılmasına izin verilmesi gerekir.
2. Kimlik Sorma
Bekçi, görevini yerine getirirken kendisinin çarşı ve mahalle bekçisi olduğunu belirleyen belgeyi gösterdikten sonra durdurduğu kişiye durdurma sebebini bildirebilir ve durdurma sebebine ilişkin sorular sorabilir.
Kanunda ayrıca kişinin kimliğini veya bulundurulması gerekli diğer belgeleri ibraz etmesini isteme yetkisi düzenlenmiştir.
Kimliği belirlenemeyen kişi bakımından ise kanunda öngörülen usul çerçevesinde genel kolluk görevlilerinin derhâl haberdar edilmesi söz konusudur.
3. Yoklama Suretiyle El ile Dıştan Kontrol
Bekçinin en önemli ve en çok karıştırılan yetkilerinden biri budur.
Bekçi;
- durdurduğu kişi üzerinde veya aracında,
- silah veya kişinin kendisinin ya da başkasının yaşamını tehlikeye sokabilecek bir eşyanın bulunduğu hususunda yeterli şüphe varsa,
- kendisine veya başkasına zarar verilmesini önlemek amacıyla
kişinin üzerinde yoklama suretiyle el ile dıştan kontrol yapabilir.
Ancak bu yetki sınırsız değildir.
Bekçi bu amaçla:
- kişinin üzerindeki elbiseyi çıkartamaz,
- üst araması yapamaz,
- araçta arama yapamaz,
- dışarıdan görülmeyen kapalı bölümlerin açılmasını isteyemez.
Araç bakımından kanun yalnızca dışarıdan bakıldığında içerisi görünen bölümlerin kontrolüne izin vermektedir.
Dolayısıyla “bekçinin hiçbir şekilde kişiye dokunma yetkisi yoktur” demek de doğru değildir. Doğru ifade, bekçinin kanunda belirtilen şartların gerçekleşmesi hâlinde sınırlı bir dıştan kontrol yapabileceğidir.
Uygulamada en önemli ayrım, “yoklama” ile “arama” arasındaki ayrımdır.
Yoklama suretiyle dıştan kontrol, temel olarak güvenliği sağlamak ve silah veya tehlikeli eşyanın bulunup bulunmadığını dıştan kontrol etmek amacıyla gerçekleştirilen sınırlı bir müdahaledir.
Buna karşılık arama, kişinin veya eşyanın suç delillerinin ya da belirli bir kişinin bulunması amacıyla daha kapsamlı şekilde araştırılmasını ifade eder ve CMK ile diğer ilgili mevzuatta öngörülen şartlara tabidir.
Bu nedenle bekçinin elini kişinin cebine sokarak cebin içindekileri araştırması, çantayı açıp içindekileri incelemesi veya aracın bagajını açtırarak içerisini araştırması, 7245 sayılı Kanun’un 7/6 maddesinde düzenlenen dıştan kontrol yetkisinin sınırları içerisinde değerlendirilemez.
Özellikle suç delili elde etmek amacıyla gerçekleştirilen kapsamlı arama işlemleri bakımından, işlemin arama kararı/emri, aramanın niteliği ve işlemi gerçekleştiren kolluk biriminin yetkisi ayrıca değerlendirilmelidir.
4. BEKÇİ CUMHURİYET SAVCISININ YAZILI ARAMA EMRİYLE ARAMA YAPABİLİR Mİ?
Bu konuda özellikle Yargıtay 10. Ceza Dairesinin 16.10.2025 tarihli, E.2025/2918, K.2025/10069 sayılı kararı önem taşımaktadır.
Kararda bekçilerin 7245 sayılı Kanun kapsamındaki yetkileri değerlendirilmiş ve bekçilerin yetkisinin, kanunda belirtilen durdurma, kimlik sorma ve güvenlik amacıyla dıştan kontrol yetkisiyle sınırlı olduğu vurgulanmıştır.
Yargıtay kararında, bekçiler tarafından gerçekleştirilen kapsamlı arama sonucunda uyuşturucu madde ve hassas terazi ele geçirilen bir olay incelenmiştir. Karar, bekçilerin kendi yetkilerini aşarak gerçekleştirdikleri arama işleminin ve bu işlem sonucunda elde edilen delillerin hukuka uygunluğu bakımından önemli değerlendirmeler içermektedir.
Bu karar doğrultusunda, Cumhuriyet savcısından alınmış bir arama emrinin bulunması tek başına bekçinin kanunda kendisine tanınmayan bir arama yetkisini kazanması sonucunu doğurmaz.
Arama işleminin hangi kolluk görevlileri tarafından ve hangi kanuni yetki kapsamında gerçekleştirileceği ayrıca değerlendirilmelidir.
Dolayısıyla;
“Savcı yazılı arama emri verdiği için bekçi her türlü aramayı yapabilir.”
şeklindeki bir yaklaşım hukuken isabetli değildir.
Ancak somut olayda savcı emrinin içeriği, aramanın niteliği, işlemi gerçekleştiren görevlilerin statüsü, olayın suçüstü niteliğinde olup olmadığı ve başka bir kanuni yetkinin bulunup bulunmadığı birlikte incelenmelidir.
BEKÇİLERİN ADLİ GÖREVLERİ TAMAMEN YOK DEĞİLDİR
Burada özellikle altı çizilmesi gereken bir husus vardır.
Bekçilerin “adli kolluk görevlisi olmadığı” ifadesinden, hiçbir adli işlem yapamayacakları sonucu çıkarılmamalıdır.
7245 sayılı Kanun’un 8. maddesi bekçilere açıkça bazı adli görev ve yetkiler vermektedir.
Bekçiler suç işlenirken veya işlendikten sonra henüz izleri meydanda iken;
- şüphelileri yakalayabilir,
- yakalanan kişinin kendisine veya başkasına zarar vermesini engelleyici tedbirler alabilir,
- suç delillerinin kaybolmasını veya bozulmasını önlemek için gerekli muhafaza tedbirlerini alabilir,
- olay tanıklarının kimlik ve adres bilgilerini tespit ederek genel kolluğa bildirebilir.
Ayrıca haklarında yakalama veya tutuklama kararı bulunan kişileri yakalayarak bağlı bulundukları genel kolluk kuvvetlerine teslim edebilirler.
Bu nedenle makalenin “bekçiler adli soruşturma işlemlerinin hiçbirini yapamaz” şeklindeki kategorik yaklaşımı yerine, kanunda kendilerine açıkça verilen adli görevlerle, genel adli kolluk işlemlerinin birbirinden ayrılması gerekir.
Bekçilerin 7245 sayılı Kanun’un 8. maddesi kapsamında suç delillerinin kaybolmasını veya bozulmasını önlemek amacıyla gerekli muhafaza tedbirlerini alabilmeleri mümkündür.
Bununla birlikte bu hüküm, bekçiye otomatik olarak bütün adli soruşturma işlemlerini gerçekleştirme yetkisi vermez.
Özellikle olay yeri incelemesi, delillerin bilimsel yöntemlerle incelenmesi, kriminal inceleme, ekspertiz ve benzeri uzmanlık gerektiren işlemler bakımından işlemin niteliği ve ilgili mevzuattaki görev/yetki dağılımı ayrıca incelenmelidir.
Yargıtay 10. Ceza Dairesinin E.2025/2918, K.2025/10069 sayılı kararında da bekçilerin gerçekleştirdiği arama ve soruşturma işlemlerinin yetki sınırları bakımından değerlendirme yapılmıştır.
Bu nedenle “bekçi hiçbir tutanak düzenleyemez” şeklindeki mutlak ifade yerine, tutanağın hangi işlemi belgelediğinin ve bu işlemin bekçinin kanuni görev alanında bulunup bulunmadığının belirlenmesi gerektiği belirtilmelidir.
BEKÇİYE SUÇ UNSURUNUN KENDİ RIZASIYLA TESLİM EDİLMESİ
Yargıtay 8. Ceza Dairesinin E.2024/26148, K.2026/277, T.07.01.2026 sayılı kararı da bekçilerin yetkileri bakımından dikkat çekicidir.
Kararda, bekçiler tarafından durdurulan sanığın üzerinde bulunan uyuşturucu maddeyi, herhangi bir arama yapılmaksızın kendi rızasıyla teslim etmesi olgusu değerlendirilmiştir.
Kararın konusu yalnızca “bekçi arama yapabilir mi?” sorusundan ibaret değildir. Kararda, kişinin kendi iradesiyle teslimi ve bunun TCK m.192/3 kapsamında etkin pişmanlık hükümleri bakımından sonuçları da değerlendirilmiştir.
Bu nedenle bu karar;
“Bekçi arama yapamaz; dolayısıyla kişinin kendi rızasıyla teslim ettiği madde her durumda hukuka aykırı delildir.”
şeklinde yorumlanmamalıdır.
Somut olayda kişinin tesliminin gerçekten özgür ve iradi olup olmadığı, arama tehdidi veya zorlaması bulunup bulunmadığı ve diğer olay koşulları ayrıca değerlendirilmelidir.
5. HUKUKA AYKIRI ARAMA VE DELİL YASAĞI
Anayasa’nın 38. maddesinin altıncı fıkrasında;
“Kanuna aykırı olarak elde edilmiş bulgular, delil olarak kabul edilemez.”
hükmüne yer verilmiştir.
CMK’nın 217/2. maddesine göre de yüklenen suç, hukuka uygun bir şekilde elde edilmiş her türlü delille ispat edilebilir.
Bu hükümler birlikte değerlendirildiğinde, kanuna aykırı şekilde elde edilen delillerin ceza yargılamasında mahkûmiyet hükmünün dayanağı yapılması mümkün değildir.
Bununla birlikte, hukuka aykırı bir işlemin bulunması halinde her dosyada otomatik olarak “sanık beraat eder” sonucuna varılması da doğru değildir.
Mahkeme öncelikle söz konusu delilin gerçekten hukuka aykırı şekilde elde edilip edilmediğini belirlemeli; ardından dosyada hukuka uygun başka deliller bulunup bulunmadığını ve bunların suçun sübutu bakımından yeterli olup olmadığını değerlendirmelidir.
Dolayısıyla daha doğru ifade şudur:
Hukuka aykırı elde edilen delil mahkûmiyetin dayanağı yapılamaz; ancak beraat sonucuna ulaşılması, dosyada hukuka uygun başka delillerin bulunup bulunmadığına göre ayrıca değerlendirilir.
6. BEKÇİLERİN YETKİLERİ
İşlem | Bekçinin Yetkisi |
Kişiyi durdurma | Evet. 7245 sayılı Kanun m.7’deki koşullar ve makul sebep bulunmalıdır. |
Kimlik sorma | Evet. Kanuni usule uygun olarak yapılabilir. |
Durdurma sebebi hakkında soru sorma | Evet. |
Güvenlik amacıyla dıştan elle kontrol | Evet. Yeterli şüphe ve güvenlik amacı bulunmalıdır. |
Kişinin elbisesini çıkartma | Hayır. |
Cebe el sokarak arama | 7/6 kapsamındaki dıştan kontrol yetkisi bakımından hayır. |
Çantanın içini arama | 7/6 kapsamında hayır. |
Aracın dışarıdan görünmeyen kapalı bölümlerini açtırma | Hayır. |
Aracın dışarıdan görünen bölümlerini kontrol | Evet. Kanundaki koşullar çerçevesinde. |
Suçüstünde şüpheliyi yakalama | Evet. 7245 m.8 kapsamında. |
Suç delillerinin kaybolmasını önlemek için muhafaza tedbiri | Evet. 7245 m.8 kapsamında. |
Haklarında yakalama/tutuklama kararı bulunan kişiyi yakalama | Evet. |
Her türlü adli aramayı kendiliğinden yapma | Hayır. İşlemin niteliği ve kanuni yetki ayrıca değerlendirilmelidir. |
Savcı emrinin varlığını gerekçe göstererek kanunda kendisine tanınmayan arama yetkisini kullanma | Hayır. Savcı emri, bekçiye kanunda bulunmayan bağımsız bir arama yetkisi vermez. |
7. SIKÇA SORULAN SORULAR (SSS)
Evet. Ancak durdurma yetkisinin 7245 sayılı Kanun’un 7. maddesinde belirtilen amaçlardan birine dayanması ve durdurma bakımından makul bir sebebin bulunması gerekir. Durdurma keyfî veya sürekli bir uygulamaya dönüştürülemez.
Bekçinin 7245 sayılı Kanun’un 7/6. maddesi kapsamında üst araması yapma yetkisi yoktur. Ancak silah veya yaşamı tehlikeye sokabilecek bir eşya bulunduğuna ilişkin yeterli şüphe varsa güvenliği sağlamak amacıyla yoklama suretiyle el ile dıştan kontrol yapabilir.
7/6. maddede düzenlenen dıştan kontrol yetkisi, kapsamlı üst araması yapma yetkisi değildir. Cebe el sokulması veya eşyanın aranması, somut olayın koşullarına göre ayrıca hukuki dayanak gerektiren bir arama işlemi niteliğinde değerlendirilebilir.
7/6 kapsamında hayır. Kanun, araçlarda dışarıdan bakıldığında içerisi görünen bölümlerin kontrolünü düzenlemekte; dışarıdan görülmeyen bölümlerin açılmasını istemeyi açıkça yasaklamaktadır.
7245 sayılı Kanun’un 7/6. maddesi bekçiye çanta veya benzeri kapalı eşyayı arama yetkisi vermemektedir. Somut olayda başka bir kanuni arama yetkisinin bulunup bulunmadığı ayrıca değerlendirilmelidir.
Tek başına savcı emrinin bulunması, bekçiye 7245 sayılı Kanun’da bulunmayan bir arama yetkisi vermez.
Özellikle Yargıtay 10. Ceza Dairesinin E.2025/2918, K.2025/10069 sayılı kararı bu açıdan önemlidir. Ancak somut olayda aramanın niteliği, karar veya emrin kapsamı, işlemi gerçekleştiren görevlilerin statüsü ve diğer kanuni yetkiler birlikte değerlendirilmelidir.
Evet. 7245 sayılı Kanun’un 8. maddesi, suç işlenirken veya işlendikten sonra henüz izleri meydanda iken bekçilere şüphelileri yakalama ve gerekli muhafaza tedbirlerini alma yetkisi vermektedir.
Evet. Kanun, suç delillerinin kaybolmaması veya bozulmaması için gerekli muhafaza tedbirlerini alma görev ve yetkisini açıkça düzenlemektedir.
Hayır. Öncelikle aramanın gerçekten hukuka aykırı olup olmadığı belirlenmelidir. Hukuka aykırı elde edilen delil mahkûmiyetin dayanağı yapılamaz. Ancak dosyada hukuka uygun ve bağımsız başka deliller bulunuyorsa bunların ayrıca değerlendirilmesi gerekir.
Bu durum, arama ile kişinin kendi iradesiyle teslimi arasında ayrım yapılmasını gerektirir. Teslimin gerçekten kişinin özgür iradesiyle gerçekleşip gerçekleşmediği, herhangi bir arama veya cebir tehdidi bulunup bulunmadığı ve suçun niteliği somut olay üzerinden değerlendirilmelidir.
Yargıtay 8. Ceza Dairesinin E.2024/26148, K.2026/277 sayılı kararı, bu tür bir durumda TCK m.192/3 kapsamında etkin pişmanlık bakımından değerlendirme yapılabileceğini göstermesi bakımından önemlidir.
YARGITAY İÇTİHATLARINDAN ÖRNEKLER
Yargıtay 10. Ceza Dairesi
E.2025/2918, K.2025/10069, T.16.10.2025
Bekçilerin 7245 sayılı Kanun kapsamındaki yetkilerinin sınırları ve bekçiler tarafından gerçekleştirilen arama sonucunda elde edilen delillerin hukuka uygunluğu bakımından önemli bir karardır. Kararda bekçilerin kanuni yetki sınırlarını aşan arama işlemlerinin ceza yargılamasında delil olarak kullanılabilirliği değerlendirilmiştir.
Yargıtay 10. Ceza Dairesi
E.2025/717, K.2026/977, T.03.02.2026
772 sayılı Kanun döneminde gerçekleşen olay bakımından bekçilerin yetkileri ve hukuka aykırı şekilde elde edilen delilin mahkûmiyete etkisi değerlendirilmiştir. Karar kanun yararına bozma yoluyla verilmiştir.
Yargıtay 8. Ceza Dairesi
E.2024/26148, K.2026/277, T.07.01.2026
Bekçiler tarafından durdurulan kişinin üzerinde bulunan uyuşturucu maddeyi kendiliğinden teslim etmesi ve bu durumun etkin pişmanlık hükümleri bakımından sonuçları değerlendirilmiştir.
Yargıtay 10. Ceza Dairesi
E.2025/4217, K.2025/9731, T.09.10.2025
7245 sayılı Kanun kapsamında bekçilerin yetkileri ve muhafaza altına alma bakımından değerlendirme içeren güncel kararlardan biridir.
Sonuç olarak, bekçi tarafından gerçekleştirilen bir müdahalenin hukuka uygun olup olmadığının belirlenmesinde;
- olayın tarihi,
- olay tarihinde yürürlükte bulunan mevzuat,
- durdurmanın kanuni amacı ve makul sebebi,
- yapılan işlemin dıştan kontrol mü yoksa arama mı olduğu,
- varsa arama kararı veya Cumhuriyet savcısının yazılı emrinin kapsamı,
- işlemi gerçekleştiren kolluk görevlilerinin görev ve yetkisi,
- elde edilen delilin hukuka uygunluğu,
- dosyada bulunan diğer bağımsız deliller
birlikte değerlendirilmelidir.
Bekçilerin yetkileri ne tamamen sınırsızdır ne de tamamen yoktur. Hukuki değerlendirme, kanunun bekçiye açıkça verdiği yetki ile gerçekleştirilen somut müdahalenin sınırlarının karşılaştırılması suretiyle yapılmalıdır.
