loader image

Elektrikli Scooter ve Motorlu Bisiklet Kazasında Kim Sorumlu? AYM Kararı Sonrası Kiralama Şirketlerine Tazminat Yolu

Son yıllarda Türkiye’nin şehir içi trafiğinde mikromobilite devrimi yaşanmakta; paylaşımlı elektrikli scooter (e-skuter) ve motorlu bisiklet (moped) kullanımı hızla yaygınlaşmaktadır. Bir yandan kullanıcı sayısının artması, diğer yandan bu araçların karıştığı kazaların gündelik yaşamda sıkça karşılaşılan ağır bedensel zararlara yol açması, hukuki uyuşmazlıklarda “kazada kim, hangi kanuna göre sorumlu?” sorusunu kritik hâle getirmiştir.

2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun (KTK) 103. maddesi, motorlu bisiklet sürücülerinin hukuki sorumluluğunun “genel hükümlere tabi” olduğunu öngörmektedir. Kanun koyucu bu ifadeyle motorlu bisikletleri klasik motorlu araçlardan ayırmış; bu araçlar bakımından KTK m.85’te düzenlenen özel tehlike sorumluluğu rejimini ve zorunlu mali sorumluluk sigortası yükümlülüğünü dışlamıştır.

Bu farklılık uygulamada mağdurların hak arama yollarını zorlaştırdığı gerekçesiyle Anayasa Mahkemesi’ne (AYM) taşınmış; Yüksek Mahkeme 11 Aralık 2025 tarihli, 2025/155 Esas ve 2025/256 Karar sayılı içtihadıyla (17 Şubat 2026 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanarak) bu düzenlemenin Anayasa’ya aykırı olmadığına hükmetmiştir. Ancak Mahkeme, karar gerekçesinde kiralama şirketlerine (işletenlere) karşı Türk Borçlar Kanunu (TBK) üzerinden açılabilecek devasa bir hukuki kapıyı da açıkça işaret etmiştir.

Bu yazımızda, söz konusu emsal AYM kararı ışığında; e-skuter ve moped kazalarında sorumluluğun hukuki dayanaklarını, kiralama şirketlerinin sorumluluk boyutu ile TBK m.71 ilişkisini ve zarar görenlerin izlemesi gereken spesifik dava yollarını inceleyeceğiz.

Motorlu Bisiklet ve E-Skuter Kavramlarının Hukuki Niteliği

 

Hukuki sorumluluk rejimini belirlemeden önce kaza yapan aracın mevzuattaki yerinin kesin tespiti şarttır. 2918 sayılı KTK m.3 uyarınca:

  • Motorlu Bisiklet (Moped): Azami hızı saatte 45 km’yi geçmeyen, içten yanmalı ise silindir hacmi 50 cm³’ü aşmayan, elektrikli ise nominal güç çıkışı 4 KW’yi geçmeyen araçlardır.
  • Elektrikli Scooter (E-Skuter): Hızı en fazla 25 km/saate ulaşan, ayakta kullanılan, elektrikli ve tekerlekli taşıttır.

Önemli Hukuki İnceleme: Kazaya karışan araç ruhsatta “motorlu bisiklet” veya “e-skuter” olarak geçse dahi, kaza sonrası yapılacak bilirkişi incelemesinde aracın hız limitlerinin (örneğin 45 km/s hızın) yasal sınırın üzerinde olduğu tespit edilirse, araç hukuken “motosiklet” sınıfına dahil edilecek ve doğrudan KTK m.85 kapsamındaki ağırlaştırılmış tehlike sorumluluğu ile KTK m.91 kapsamındaki zorunlu trafik sigortası hükümlerine tabi olacaktır.

 

KTK m.85 ile KTK m.103 Arasındaki Derin Ayrım

İşleten ve araç işleticisinin bağlı olduğu teşebbüs sahibinin hukuki sorumluluğu: Madde 85 – Bir motorlu aracın işletilmesi bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına yahut bir şeyin zarara uğramasına sebep olursa, motorlu aracın bir teşebbüsün unvanı veya işletme adı altında veya bu teşebbüs tarafından kesilen biletle işletilmesi halinde, motorlu aracın işleteni ve bağlı olduğu teşebbüsün sahibi, doğan zarardan müştereken ve müteselsilen sorumlu olurlar.  

Motorlu araç ölüme veya yaralanmaya sebebiyet vermiş ise, kazaya karışan aracın başkalarına devir ve temliki veya üzerinde bir hak tesisini önlemek amacıyla olaya el koyan Cumhuriyet Savcılıklarınca, aracın tescilli olduğu tescil kuruluşuna trafik kaydı üzerine şerh düşülmesi için talimat verilir. Kaza anı ile Cumhuriyet Savcılığınca trafik kaydı üzerine şerh düşülmesi arasında geçen süreler içinde kötü niyetle yapılan araç tescilleri hükümsüz sayılır. Şerhin konulduğu tarihten itibaren bir ay içerisinde, şerhin kaldırıldığına veya devamına ilişkin mahkeme kararı ibraz edilmediği takdirde bu şerh hükümsüz sayılır.

İşletilme halinde olmayan bir motorlu aracın sebep olduğu trafik kazasından dolayı işletenin sorumlu tutulabilmesi için, zarar görenin, kazanın oluşumunda işleten veya eylemlerinden sorumlu tutulduğu kişilere ilişkin bir kusurun varlığını veya araçtaki bozukluğun kazaya sebep olduğunu ispat etmesi gerekir.

İşleten ve araç işleticisi teşebbüs sahibi, hakimin takdirine göre kendi aracının katıldığı bir kazadan sonra yapılan yardım çalışmalarından dolayı yardım edenin maruz kaldığı zarardan da sorumlu tutulabilir. Ancak, bu durumda işletici teşebbüs sahibinin sorumlu kılınabilmesi için kazadan kendisinin sorumlu olması veya yardımın doğrudan doğruya kendisine veya araçta bulunanlara yahut kazaya taraf olan üçüncü kişilere yapılması gerekir.

İşleten ve araç işleticisi teşebbüsün sahibi, aracın sürücüsünün veya aracın kullanılmasına katılan yardımcı kişilerin kusurundan kendi kusuru gibi sorumludur.

Motorsuz taşıtlar ve motorlu bisiklet: Madde 103 –Motorsuz taşıtlar ile motorlu bisiklet sürücülerinin hukuki sorumluluğu genel hükümlere tabidir.

Klasik motorlu araçlarda (otomobil, motosiklet vb.) KTK m.85 gereği araç işleteni, kusuru olmasa dahi meydana gelen zarardan müteselsilen ve tehlike sorumluluğu ilkesi gereği sorumludur. Ancak kanun koyucu KTK m.103’te açıkça “Motorsuz taşıtlar ile motorlu bisiklet sürücülerinin hukuki sorumluluğu genel hükümlere tabidir” diyerek motorlu bisikletleri bu rejimin dışına çıkarmıştır.

Bunun anlamı şudur: Bir e-skuter veya moped kazasında mağdur, doğrudan KTK m.85’in koruyucu kalkanından faydalanamaz. Mağdurun, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu (TBK) haksız fiil hükümleri uyarınca zararı ve failin “kusurunu” ispatlaması gerekir.

Anayasa Mahkemesi Kararı Ne Diyor? (E. 2025/155 – K. 2025/256)

İzmir 2. Asliye Ticaret Mahkemesi, moped kazalarında mağdurların doğrudan sigortaya başvuramamasının ve işletenin KTK m.85 kapsamında sorumlu tutulamamasının Anayasa’nın eşitlik (m.10), maddi ve manevi varlığı koruma (m.17) ve mülkiyet (m.35) haklarına aykırı olduğu gerekçesiyle iptal talebinde bulunmuştur.

Anayasa Mahkemesi bu itirazı reddederken son derece kritik hukuki saptamalarda bulunmuştur:

  • Kanun Koyucunun Takdir Yetkisi: Belli bir motor büyüklüğüne ve hıza ulaşmayan araçların yarattığı risk ile bir otomobilin riski aynı değildir. Bunlara zorunlu mali sorumluluk sigortası (KTK m.91) getirilmemesi, hukuka aykırı değildir.
  • Genel Hükümlerin Yeterliliği: KTK m.103 uyarınca atıf yapılan TBK m.49, m.53 (ölüm), m.54 (bedensel zarar) ve m.56 (manevi tazminat) maddeleri, mağdurun zararını gidermek için yeterli pozitif hukuki korumayı sağlamaktadır.

Yüksek Mahkemenin asıl can alıcı tespiti ise, ticari amaçla bu araçları kiralayan “İşleten Şirketlerin” sorumluluğu hakkındadır.

Paylaşımlı Ulaşım Sistemleri (İşleten Şirketler) Sorumlu Tutulabilir mi?

KTK m.85’in uygulanmaması, paylaşımlı mikromobilite sistemlerini yürüten ticari işletmelerin (işletenlerin) dokunulmaz olduğu anlamına kesinlikle gelmez. AYM, karar gerekçesinin 33. ve 34. paragraflarında mağdur avukatlarına net bir yol haritası çizmiştir :

  1. Tehlike Arz Eden İşletme Sorumluluğu (TBK m.71):

AYM açıkça, “KTK kapsamında düzenlenmemekle birlikte işletenlerin genel hükümler kapsamında sorumluluklarının bulunmadığı söylenemez” diyerek TBK m.71’i işaret etmiştir. On binlerce skuteri şehir trafiğine sokarak ticari fayda sağlayan şirketler, faaliyetlerinin doğası gereği “önemli ölçüde tehlike arz eden işletme” olarak nitelendirilebilir. Bu durumda şirket, kaza anında sürücünün kusuru bulunmasa dahi, ortaya çıkan zarardan doğası gereği kusursuz sorumlu tutulabilir.

  1. Adam Çalıştıranın Sorumluluğu (TBK m.66) ve Organizasyon Kusuru:

AYM’nin atıf yaptığı bir diğer husus TBK m.66’dır. Eğer kaza, aracın periyodik bakımının eksikliği, fren sistemindeki bir arıza, yazılım hatası veya saha ekiplerinin aracı yaya geçidine hatalı bırakması gibi şirketin organizasyonel bir ihmalinden kaynaklanıyorsa, zarar gören doğrudan işletici şirkete tazminat davası açabilir.

Zorunlu Sigorta Bulunmamasının Pratik Sonucu ve Güvence Hesabı

E-skuter ve motorlu bisikletlerin KTK m.91 uyarınca zorunlu trafik sigortası yaptırma yükümlülüğü yoktur.

  • Doğrudan Başvuru Engeli: Klasik kazalardaki gibi sigorta şirketine doğrudan dava açma veya tahkim yoluna gitme imkânı kural olarak işlemez. Dava doğrudan sürücüye veya kiralama şirketine yöneltilmelidir.
  • Güvence Hesabı Devreye Girmez: Güvence Hesabı, zorunlu sigorta kapsamındaki araçlar için geçerlidir. Motorlu bisikletler bu kapsamda olmadığından, kaza yapan failin kaçması durumunda dahi (araç teknik olarak motosiklet sınırlarına girmediği sürece) Güvence Hesabından tazminat alınamaz.
  • SGK Sağlık Giderleri (Rücu): Trafik kazalarına özgü sigorta temelli finansman mekanizması burada devrede değildir. Ancak mağdur, Genel Sağlık Sigortası (GSS) kapsamında tedavi görebilir. SGK, yaptığı harcamaları kusurlu sürücüye rücu edebilir. Mağdur ise SGK’nın karşılamadığı özel sağlık harcamalarını, protez bedellerini ve iş göremezlik tazminatını failden ve işletenden talep etmelidir.

Zarar Gören Açısından Dava Süreci ve Hukuki Yol Haritası

Motorlu bisiklet ve e-skuter kazalarında izlenecek usul son derece spesifiktir ve eksik yürütülecek bir süreç hak kaybına yol açar:

  • Delil Tespiti ve Tutanak: Sigorta şirketi devrede olmadığı için, taraflar arası “Anlaşmalı Kaza Tutanağı” düzenlenemez. Olay yerine mutlaka trafik polisi veya jandarma çağrılmalı, resmi kusur durumunu gösterir tespit tutanağı tutturulmalıdır.
  • Görevli Mahkeme: Sigorta şirketi davanın tarafı olmadığından ve uyuşmazlık TBK haksız fiil hükümlerine dayandığından, açılacak maddi ve manevi tazminat davasında görevli mahkeme kural olarak Asliye Hukuk Mahkemesi’dir. (Ancak husumet doğrudan kiralama şirketine yöneltilirse uyuşmazlığın ticari niteliği tartışması doğabilir).
  • Ceza Yargılaması Boyutu: Yaralanmalı bir e-skuter kazasında sürücü, TCK m.89 kapsamında “Taksirle Yaralama” suçundan soruşturulur. Bilinçli taksir veya nitelikli yaralanma halleri hariç basit yaralamalar şikayete tabidir (6 ay içinde şikayet edilmelidir). Ceza mahkemesinde tespit edilen “kusur oranları”, hukuk hakimi için bağlayıcı ve davanın seyri açısından kilit bir delildir.
  • Tazminat Kalemleri: TBK m.54 uyarınca tedavi giderleri, geçici ve sürekli iş göremezlik (maluliyet) tazminatı ile TBK m.56 uyarınca çekilen elem ve ızdırap için manevi tazminat talep edilebilir.

Sonuç: Anayasa Mahkemesi’nin son kararı, e-skuter ve motorlu bisiklet kazalarında “tehlike sorumluluğu ve sigorta” zırhının bulunmayışını tescillemiştir. Ancak Yüksek Mahkeme, mağdurların çaresiz olmadığını; ticari kiralama şirketlerine karşı TBK m.71’deki “Tehlike Arz Eden İşletme” hükümleri üzerinden gidilebileceğini net bir şekilde ortaya koymuştur. Tahsilat riskini minimize etmek ve şirketin organizasyonel kusurunu ispatlamak adına, bu tür kazalarda mutlaka alanında uzman bir avukattan hukuki danışmanlık alınarak sürecin yönetilmesi gerekmektedir.

Söz konusu Anayasa Mahkemesi Kararının tam metnine, kararın dayandığı hukuki gerekçeler ve karşı oy değerlendirmeleriyle birlikte, yüksek mahkemenin ilgili tarihli ve sayılı kararına aşağıda yer alan bağlantı üzerinden ulaşabilirsiniz.

×

Merhaba! Randevu ve diğer talepleriniz için iletişime geçebilirsiniz.

× Whatsapp Destek